20
Mar

İçsel Çocuk Çalışması

‘’I am the multidimensional soaring space that revelations of divine wisdom arise from within my human form, I am that.’’

''Ben, ilahi bilgeliğin vahiylerinin insan formumun içinden doğduğu çok boyutlu, yükselen uzayım, ben oyum.''

                   -The Sophia Code: Keycode 1: ISIS

Kim inandırdı bize, kim söyledi biz küçücüğüz sadece çalışmaya geldik hem de başkaları için diye? Peki ya biz nasıl inandık buna hemen? Ben bunun kaynağını bilmiyorum ama biliyorum ki annem, babam inanmış, ve hatta onları takip ettiğimde görüyorum ki anneannem, dedem, babaannem hepsi inanmış. Bu böyle zincirleme bir şekilde geriye doğru uzanan bir köprü…

Okuduğumda bu cümleyi bedenimin içinde yükselen özgürlük duygusunun verdiği sarhoş edici gücü hissederken şüpheci zihnim araya girer: ‘Bu senin kurgun, bu senin uydurman, gerçekliğe dön, gerçeklikte para kazanmalısın, gerçeklikte hayatta kalmak zorunda olduğun bir hayat var ve sen bunları düşünemezsin, bu bir lüks, şımarıkça.’ Peki ya bu konuşan kim içimde? Beni böyle sabote etmeye çalışan. Kime ait bu ses? Kolektiften bir yere ait olsa gerek. Sadece anneme veya babama ait diyemiyorum çünkü o kadar köklenmiş ki hissediyorum evet evet, bu kolektife ait, yüzlerce dünyalı kardeşim bu düşünceye o kadar inanmış ki ve o kadar tekrar etmiş ki kanser hücresi gibi oraya yerleşmiş.

Şimdi geliyorum şu an’a: ben, zihnim, düşüncelerim, duygularım, ruhum, her parçam tam şu an benimle beraber burada. Tam şu an ben güvendeyim. Etrafıma bakıyorum kimse yok. Utanacağım biri yok. Beni yargılayacak biri yok. Ama ben kendimi yargılıyorum işte ne hikmetse…

¿Acaba şu an karar versem ve bu yargılayıcı sesi yargılamadan durdursam, onu buraya davet etsem, ne gördüm biliyor musunuz? O yargılayıcı ses korkuyor. Korkunun olduğu bir yerlerden çıkıp gelen bir ses bu. Ama ben şu an güvendeyim ve ben şu an korkmuyorum. Ses bu an’a ait değil, ama onu görmem, onu anlamlandırmam için, beni tam şu an ele geçiriyor. Biraz daha derinleşiyor ve teslim oluyorum. Sesi takip ediyorum ve dikkatimi onda odaklıyorum.

Hemen hesap vermek için zihnimi devreye sokuyor, açıklamalar üretmeye yelteniyorum.Yüksek benlik bu girişimimi engelliyor:Açıklama yapmana gerek yok!! Çünkü bu ses benden teoriler, felsefik bilgiler, ezoterik bilgiler, dini bilgiler beklemiyor. Bu sesin kaynağına baktığımda küçüklüğümü görüyorum şu an. Çok masumca bana bakıyor, gözlerini açmış kocaman, ruhumu delip geçiyor bakışları. Sadece görülmek istiyor. Sadece ona biri korkma desin istiyor. Ve fark ediyorum ki annemle babam bunu yapamamış,korktuğumu da görmemişlerki,fark etmemişler. Çünkü onlar da korkmuş. Kocaman bir merhamet hissediyorum. Anneme, babama, kendime. Küçük bedenime bakıyorum. O yargılayıcı, o korkan sesin sahibine. Ve ona sadece gülümsüyorum. Çünkü zihine gerek yok. Açıklamaya gerek yok. Ona sadece alan tutmam ve alan tanımam gerekiyor.

O masum halimi görmek bana derin bir acı veriyor, evet. Ama rahatlıyorum. Tekrardan nefes alıyorum. An’a geliyorum. Çünkü ben hala buradayım. Küçük ben içimde. Ve artık o benimle. O artık benimle güvende. Benim bedenimin içinde güvende. Rahatladıktan sonra fark ediyorum ki böyle nefes almak mümkün bu hayatta. Kasılmadan, gerilmeden, anksiyete olmadan, belirsizliklerden korkmadan. Böyle nefes almak mümkün. Ve küçük çocuğum gitmeden benden bir söz istiyor. Ve diyor ki benim yanımda olduğuna ve bundan sonra koşulsuz sevgiyle emek vererek, çabalayarak, bana sevgi vereceğine söz verir misin? Ben de diyorum ki tabi ki. Ama küçük çocuk inanmıyor. Neden inanmadığını anlamıyorum. Çünkü küçük çocuk istikrar ve disiplinle gelen bir sevgi bekliyor benden: Benim ilk başlarda belki her gün sonra haftada üç veya ikiye azalan günlük bir ziyaretimi. Ama küçük çocuk benim oradaki sonsuz varlığımı istiyor benden. Çünkü ben kaç yaşında olursam olayım yirmi, otuz, kırk, elli, altmış. Şu aynada gördüğüm bedenim yaşlansa da, değişse de, fark ediyorum ki o masumiyeti temsil ediyor. Ve fark ediyorum ki bedenim çürümeye ve yok olmaya yüz tutmuşsa da benim içimdeki çocuğa ait o merhamet sonsuza ait. Ve bakım istiyor. Ve ben ona söz veriyorum. Evet. Şimdilik her gün senin yanına uğrayacağım.